|
Türkiye’nin batı illerinde Kürtlere yönelik linç saldırıları rutin olaylar haline geldi. Bursa’nın İnegöl İlçesi’nde önceki akşam silahların kullanıldığı saldırılarda Kürtlere ait işyerleri ve evler ateşe verildi, araçlar yakıldı.
Bursa’nın İnegöl İlçesi’nde bir bahane yaratan ırkçı güruh sokaklara salıverildi. Kürtlere ait işyerleri, evler ateşe verildi, araçlar yakıldı, silahlar kullanıldı.
AKP ve MHP liderleri meydanlarda BDP ve Kürtleri hedef gösterdikçe, Kürtlere yönelik linç girişimleri de hız kazanıyor. Linç girişimin son örneği MHP lideri Devlet Bahçeli’nin referandum konuşması yaptığı İnegöl ilçesi’nde yaşandı. Kürtlere ait işyerleri, evler ateşe verildi, araçlar yakıldı, silahlar kullanıldı. En az 15 kişi yaralandı. Bursa’nın İnegöl İlçesi’nde Kürt gençlerin Orhaniye Mahallesi’ne girmesini yasaklayan ırkçılar, ilçeyi savaş alanına çevirdi. İddialara göre, olay şöyle gelişti: Önceki akşam 21.30 sularında Kürt şoförün kullandığı minibüsün önünü kesen Orhaniye Mahallesi’nden ülkücüler, ‘Bir daha buradan geçme’ dediler. Kısa süreli tartışma sonucunda minibüs şoförü öldüresiye dövüldü. Daha sonra mahalleden ayrılan Kürt genci beraberinde 3 arkadaşıyla birlikte mahalleye geldi. Burada faşistlerin bulunduğu kahveye giren Kürtler ile faşistler kavgaya tutuştu. Çıkan kavgada 5 kişi yaralandı. Çatışma yerine gelen polis, 3 Kürt’ü gözaltına aldı. ‘Kürtler 5 kişiyi bıçakladı’ söylentisinin kısa sürede yayılması üzerine gençlerin gözaltına alındığı polis merkezi önünde 3 bin kişi toplandı. ‘Kahrolsun PKK’, ‘Şehitler ölmez vatan bölünmez’, ‘Burası İnegöl buradan çıkış yok’, benzeri sloganları atan kalabalık grup, gençlerin kendilerine teslim edilmesini istedi. Polisin havaya ateş açması üzerine dağılmayan grup, 8 polis aracına zarar verdi, karakol binasını taşladı. 10 polisin yaralandığı olayların kontrol altına alınmaması üzerine Bursa’dan takviye birlikler ve panzerler sevk edildi. Polisler havaya ateş açıp, biber gazı kullanarak kalabalığı dağıtmaya çalıştı. Dağılmayan kalabalık daha sonra Huzur Mahallesi’ne yürüdü. Burada da Kürtlerin yaşadığı evler taşlandı, işyerleri ateşe verildi. Nuri Doğrul Caddesi’ne giden 250 kişilik grup ise İshakpaşa Camii’nin önünde toplanarak Kürtlere ait Şaypa Market’i ve bir aracı ateşe verdi. Altunbaş Camii çevresindeki bir cep telefonu satıcısının işyerine de saldırı yapıldı. Bu arada ilçede yaşayan Kürtler de İnegöl’de Bursa ve Eskişehir karayolunu trafiğe kapattı. Kürtler, amaçlarının ilçeye dışarıdan gelecek ve olaylara karışmasından endişe ettikleri faşist grupları engellemek olduğunu söyledi. Olaylar sabaha kadar sürdü.
Tanık: Kürtlere ait ne varsa yakıyorlar
Olayların gerçekleştiği saatlerde telefonla ulaştığımız Huzur Mahallesi’nde oturan Zeynep A., ilçenin savaş alanına döndüğünü belirterek, „Kürtlere ait ne var ne yok yıkıp yakıyorlar. Çocuklar korku içinde. Ellerinde bıçak ve sopalarla Kürt avına çıkan gruplar var“ diyerek, can güvenliklerinin olmadığını söyledi.
Gerginlik dün de sürdü
Gerginliğin dün de yüksek olduğu ilçede jandarma ilçe giriş ve çıkışlarında önlem aldı. Araçları durdurup kimlik araması yaptıktan sonra tek şerit halinde geçişlere izin verildi. Bu arada ilçede, ‘Bu olayı PKK’liler çıkarttı’, ‘Yaralılar öldü’ şeklinde söylentiler yayılarak, gerginliğin tırmandırılmaya çalışıldığı öğrenildi.
Vali de Şahabettin Harput
Bursa Valisi Şahabbettin Harput, AKP Bursa Milletvekili Sedat Kızılcıklı, İnegöl Belediye Başkanı Alinur Aktaş, Bursa İl Emniyet Müdür vekili Arif Okçu ve Bursa İl Jandarma Alay Komutanı Albay Fahri Cici de olay yerine gitti. Basına olayla ilgili bilgi veren Harput, olayların alkolün etkisiyle gelişen provokasyon olduğunu savundu. Harput, oldukça dikkat çekici cümleler kurarak, „Göreceksiniz, yarın gerçek anlaşıldığında bize hizmet eden devletin aracına bunu nasıl yaptık diyecekler. Şu an için olaylarla ilgili 7 kişi gözaltında, ama bunun hesabını soracağız. Olaylara karışanları tek tek evlerinden alıp hesabını soracağız“ dedi.
Bilindiği gibi Şahabettin Harbut, uzun süre Kürt illerinde görev yaptıktan sonra İçişleri Bakanlığı müsteşarlığına getirildi. Müsteşarlığı döneminde daha çok İran ile birlikte Kürtlere karşı ortak çalışmalarla ilgilendi. Harput, Kürt illerindeki görev süresi boyunca insan haklarını umursamayan uygulamalarıyla gündeme geldi.
Atalay’a göre ‘referandum’ ile ilgili
Türk İçişleri Bakanı Beşir Atalay dün katıldığı Reform İzleme Grubu’nun 21’inci toplantısı sonrası yaptığı konuşmada, linç girişimini „Referanduma gölge düşürmek için yapılan provokasyon“ olarak nitelendirdi. Atalay, „Halk oylaması öncesi böyle şeylerin olacağını tahmin ediyorduk“ dedi. Kürtlere dönük yaşanan linç girişiminin ardından yoğun bir çalışma başlatıldığını belirten Atalay, „Bu tür provokasyonlara izin vermeyeceğiz. Şu an olaylara karışanların gözaltı süreci gerçekleştiriliyor“ dedi. Atalay, „Halk oylamasının yapılacağı süreçte bu tarz provokasyonları bekliyorduk. Bu olaylarla ilgili müfettiş yolladık ve referanduma kadar vali, kaymakam, emniyet müdürleri ve Jandarma’da izinleri kaldırdık. Vatandaşların endişe ve korku olmadan sandığa gitmelerini sağlayacağız“ dedi.
Sakık, Valiyi aradı
Öte yandan BDP Muş Milletvekili Sırrı Sakık da Bursa Valisi’ni arayarak olaylarla ilgili bilgi aldı. İlçedeki Kürt vatandaşların güvenliğinden duyduğu endişeyi dile getiren Sırrı Sakık, “Herkesin sağduyulu olması gerekiyor. Kürt sorununu acımasız siyasete kurban etmemeliyiz” dedi. Sakık, yetkililerden ek tedbirlerin alınmasını ve saldırıya uğrayanların korunmasını istediklerini ifade ederken, ilçede en sağduyulu kesimin Kürt yurttaşlar olduğunu sözlerine ekledi.
Vali açıklamasını yalanladı
Basında, „Olayın aslı, alacak verecek kavgası. İşin ilginç yanı bu eylemi yapanlar vatanını milletini seven insanlar“ değerlendirmesi yer alan Bursa Valisi Harput’la da görüştüğünü belirten Sakık, „Vali, ‘ben böyle bir şey söylemedim. Bunu söylemem için deli olmam lazım. Yıllardır bu işi yapan biriyim’ dedi” diye konuştu. İçişleri Bakanlığı da Vali’nin böyle bir söz söylemediğini, bunu araştıracağını aktardı.
İktidar ve medya kışkırtıyor
Olayın başladığı saatlerden itibaren yetkililerle görüşen BDP İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel de Türkiye’de başta iktidar olmak üzere, muhalefet ve medyanın da katkılarıyla milliyetçi duyguların bu düzeye ulaştığına dikkat çekti. En küçük bir tartışmanın Kürt-Türk çatışmasına dönüştürülmesinin vahim bir durum olduğunu ve bunun için defalarca uyarı yaptıklarını belirten Tuncel, „Son bir yıllık haberlere bakarsanız, en küçük bir vaka Türk-Kürt meselesine dönüştürülüyor ve Kürtlerin aleyhine kadar götürülüyor. Kürtlerin linç edilmesi, işyerlerinin yakılması, evlerinin taşlanması, milliyetçilerin ne kadar pervasızlaşan bir noktada olduklarını gösteriyor“ diye konuştu. Tuncel, Kürtlere karşı başlatılan katliam girişiminin, 1955’te faşistlerin İstanbul’da Rumlara yönelik 6-7 Eylül’de gerçekleştirdiği katliama benzetti.
Türklük yarışının sonucu
Yaşanan olaylarda en başta iktidar olmak üzere siyasilerin sorumluluğunun olduğunu vurgulayan Tuncel, MHP’nin mitingi ardında bir kışkırtmanın yaşandığı yönünde duyum aldıklarını belirterek, Başbakan Erdoğan ile MHP Genel Başkanı Bahçeli arasında yaşanan Türklük yarışının sonuçlarının halka çatışma olarak yansıdığını belirtti. Tuncel, „Başta Başbakan’ın ve MHP Başkanı’nın demeçleri, verdikleri mesajları halk arasında çatışmayı körükleyecek düzeyde. Bu çok tehlikeli bir durumdur. Biz buna daha önce dikkat çekmiştik. Türklerle Kürtler arasında bir duygu kopuşunun olduğuna dikkat çekmiştik, bu konuda sorumlu davranılması gerektiğini belirtmiştik. Ama siyasi iktidar ve MHP bu yaklaşımlarını devam ettirdi. Bu yaklaşımlar sonucu linç kültürü oluştu. Küçük bir tartışma Türk-Kürt çatışmasına dönüşüyor“ dedi. Tuncel, Bursa Valisi Şahabettin Harput’u ve Emniyet Müdürlüğü’nü de eleştirdi.
Medya da Kürtleri yurttaş görmüyor
Tuncel, „Medyanın haber veriş tarzında da benzeri bir durumu görüyoruz. Haberlerde, ‘yurttaşlar ve Kürt kökenliler’ deniyor. Saldıranları ‘vatansever’ olarak görüp diğerlerini düşman olarak gören bir yaklaşım var. Bu dilde de bir ayrıştırma var. Yani ‘bu olayı çıkaranlar vatansever ama diğerleri aslında bu vatana ait olmayan kişiler’ deniyor, ‘vatanseverlerin’ tepkileri haklı görülüyor. Olay ‘vatanseverlerin’ geldiği düzeyi göstermektir“ diye konuştu.
Bir çok yerde aynısı yaşandı
Halklar arasında duygu kopuşu yaşandığı konusunda yaptıkları her uyarıya milliyetçi bir söylemle karşılık verildiğini de belirten Tuncel, „Benzer olaylar Bursa’da, Altınova’da İzmir’de, Isparta’da ve daha bir çok batı ilinde yaşanıyor. Her an en ufak bir anlaşmazlık etnik çatışma noktasına çekiliyor. Ve bir çok yerde göçlere neden oldu. Böyle bir durumun olmamasını umut ediyoruz. İktidarın onayı ile yapılan bu kışkırtmalar bir son verilmesi gerekiyor. Yoksa vahim durumlar yaşanabilir“ uyarısında bulundu.
Sorumlusu sorumsuz siyasetçiler
Olaya ilişkin yazılı bir açıklama yapan BDP Genel Merkezi, olayın bu boyutlara ulaşmasından siyasetçilerin sorumsuz açıklamalarını sorumlu tuttu. Olayın Bursa’da aynı gün yapılan MHP mitinginin ardından yaşanması dikkat çeken BDP, orada yaşayan Kürtlerin sağduyusu nedeniyle daha vahim sonuçların açığa çıkmasının önlendiğini açıkladı. “Yaşanan bu olay basit bir esnaf kavgası değildir” diyen BDP yazılı açıklamasında şu ifadelere yer verdi: ”Son dönemde ırkçılık kokan ve Kürtleri hedef gösteren sorumsuz açıklamalar bu gelişmelerde tetikleyici olmuştur. Oldukça tehlikeli sonuçlara yol açacak bu tür olayların yaşanmasında siyasetçilerin sorumluluğu bulunmaktadır. Bu vesile ile siyasetçileri toplumu kışkırtan sorumsuz açıklamalardan vazgeçmeye çağırıyor, İnegöl’de Kürtlere karşı yaşanan saldırı ve linç girişimini kınıyoruz.” Partilerinin ve tabanlarının bu tür provokasyonlara karşı kendini koruyan ve savunan pozisyonda olacağını belirten BDP, halklar arası bir çatışmaya mahal vermemek için de sağduyuyu elden bırakmayacağını söyledi.
AKP linç kültürünü yaygınlaştırıyor
Konuya ilişkin yazılı açıklama yapan Türkiye Barış Meclisi (TBM) Dönem Sözcüsü Metin Bakkalcı da linç girişiminden kaygı duyduklarını kaydederek, „Bu linç girişimi bugüne kadar uygulana gelen şiddet politikalarının son derece tehlikeli bir örneğidir“ dedi. Bakkalcı, „Yaklaşık 15 bin Kürt’ün yaşadığı bu bölgenin bir süredir boşaltılmaya çalışıldığı, bölgede yaşayanlarca bir süredir bilinmekte idi“ dedi. Kürtlere yapılan bu saldırının bir ilk olmadığını vurgulayan Bakkalcı, Türkiye’nin birçok ilinde Kürtlere yönelik ırkçı, ayrımcı ve nefret söylemi içeren saldırılar yapıldığını hatırlattı. Kürt sorununda çözümü ‘imha ve şiddet’ politikalar ile arayanların ırkçı, ayrımcı ve şovenist söylemleri arttırdığının altını çizen Bakkalcı, „Gerek AKP Hükümeti’nin Kürt hareketini tasfiyeye yönelik tutum ve politikaları, gerekse statükocu güçlerin ırkçı, milliyetçi ve ayrımcı kışkırtma ve manipülasyonları şiddeti ve faşizan linç girişimlerini yaygınlaşmıştır“ değerlendirmesinde bulundu. Hükümetin linçleri ‘Vatandaş tepkisi’ olarak nitelendirmesinin linç kültürünü cesaretlendirdiğine dikkat çeken Bakkalcı, herkesi söylemlerine dikkat etmeye çağırdı.
Sorumlular yargılanmalı
Barış ortamının daha fazla zedelenmemesi için sorumluların bulunup, mazur gösterilmeden yargılanması gerektiğinin altını çizen Bakkalcı, şunları belirtti: „Türkiye Barış Meclisi olarak bizler, sorunun tek çözümünün, tanımı gereği şiddeti dışlayan siyasal alanda olduğunu vurguluyoruz. Ve ülkemizin her yerinde sadece ve sadece barış ve kardeşlik içinde birlikte yaşama arzusunda olan büyük çoğunluğun, her şeye karşın, bu arzularını gerçekleştireceğini bir kez daha hatırlatıyoruz. Bunu gerçekleştirmek çok zor olmadığı gibi imkansız da değildir. Yeter ki barışı ve huzuru isteyelim.“
DİHA/ANF/BURSA
|