Anasayfa Haberler PARMAKLAR KARŞILIKLI OLARAK TETİKTEN ÇEKİLSİN.!...İNCİ HEKİMOĞLU
PARMAKLAR KARŞILIKLI OLARAK TETİKTEN ÇEKİLSİN.!...İNCİ HEKİMOĞLU PDF Yazdır e-Posta
İNCİ HEKİMOĞLU-GÜNLÜK GAZETESİ tarafından yazıldı.   
Pazartesi, 26 Temmuz 2010 10:56

Tüm taraflarla (silahlı gücü elinde bulunduran kesim dahil) görüşmek zorundasınız. İster BDP'lilerle, ister belediyelerle, ister başkalarıyla çözmek zorundasınız.

Ben daha çok şöyle algılıyorum. Türkiye Cumhuriyeti kurulduğundan beri ittihatçı zihniyet hep tabular, statükolar, yasaklar oluşturmuştur. Güç sahipleri, diğer kesimleri hep dışlamış, yok saymıştır. Bunu yaparken de kendi rantları üzerinden bir kurgulamaya gitmişlerdir. Ülkeye demokrasi geldiği zaman bu rant grupları ve militarizm bu kadar rahat edemeyecektir. Medyanın da iktidarla birlikte süreci statükonun lehine götürme gibi bir eğilimi var. Hepimizin herkesin eşit ve özgür koşullarda yaşaması gibi bir algı medyada hiç oluşmamıştır. Hep efendiler ve müritlerle, köleler var olmuştur. Oysa Türkler de en az bizim kadar eziliyor, ama Kürtler iki kere eziliyor.

Bazı medya organlarında bu oluşumun BDP ağırlıklı olduğu, tartışmalar yaşandığı hatta bazılarının toplantıyı terk ettiği yolunda haberler çıktı. Bunlar yaşandı mı?

Bakın toplantılarda hiçbir görüş ve ideoloji önplana çıkmadı. Bugün Türkiye'de yaşanan bu çatışmalı ortamı ortadan kaldırmak, insanlardaki şoven duyguları provoke etmeden, bir ortak dil bularak, yumuşatmak için çaba gösterdik. Bunun için görüş birliği oldu hepimizde. Bahsedilen tarzda hiçbir tartışma olmadı. Bu oluşumda her eğilim vardı. Ama temel hedef insan olmaktı. İnsan olmanın gereği olarak da 'insanca yaşam' ve 'ölümler olmasın' dendi. Burada kavgaların olma şansı yok. Eğer kavga olmuş gibi bir algı geliştirilmeye çalışılmışsa bu tamamen art niyet. Bölge'deki birlikteliği, dayanışmayı zaafiyete uğratmak gibi spekülasyonlardır. Kesinlikle böyle bir tartışma ortamı olmadı

Zaman Gazetesi gibi iktidara yakın bir gazetede böyle şeylerin çıkmasının sizce özel bir anlamı var mı?

Daha önceki STK'lerin açıklamasına iktidarın yaklaşımı tamamen olumsuzdu. Şimdi eskiye göre daha pozitif bir algı var ama hâlâ iktidar bu durumu algılamamış. Bu işin savaşla, ölümlerle, ölmek ve öldürmekle olmayacağını halen algılayamamış. Bundan dolayı da kendine yakın medya üzerinden gündemleştirmeye çalışıldığını düşünüyorum. Yani iktidar bunu algılamış olsa o medya da farklı bir tutum sergilerdi.

Bölge'de ilk kez bu kadar geniş bir ittifak oluşuyor değil mi?

Evet, Bölge'de ilk defa böyle bir ruh hali oluşuyor. Çünkü gerçekten umutsuzluğun olduğu bir dönemde umut yarattılar. Artık silahlara giden paranın Türkiye halklarının lehine kullanılması gerekiyor. Halk tarafından da iktidar tarafından da bunun algılanması gerekiyor.

Özel ordunun Bölge için anlamı ne?

Biz özel orduyu doksan sürecinde çok güzel algıladık, özel ordunun gündemde olduğu doksanlı süreç büyük zararlar verdi. Tamamen travmatik bir toplum yarattı. Yeniden bunu gündemleştirmek halklar arasında duygu ve düşüncedeki kopuşu artıracaktır. Kin ve nefret tohumlarını artıracaktır. Bunu artık çok iyi algılamak lazım ki silahla bir çözüm olmuyor.

İngiltere'de 30 yıl çatışma sürdü. 3600 civarında insan yaşamını yitirdi. Bu ölümler hem İngiltere hem de İrlanda halkında vicdani duyarlılık yarattı. Ve STK'lerin öncülüğünde bir hareket gelişti. Süreç ondan sonra hızlandı.

Bu anayasa paketine genel yaklaşımda da ortaklaştınız mı?

Referandumla ilgili bir tartışma olmadı. Sadece Anayasa'daki tüm yasakçı, tekçi anlayışların yok edilmesi, o zihniyetin giderilmesi konusunda ortaklaştık. Bir iki rötuşla bunu çözemezsiniz, demoktratik zemin yaratamazsınız. Sonuçta her gelen iktidar kendi yandaşını oluşturmaya, kendi anlayışını hakim kılmaya çalışıyor. Sağı da solu da. Biz herkese eşit davranan, herkese özgürlük getiren, herkese hak ve adalet getiren bir anayasa istiyoruz.

Taş atan çocuklar için yasal bir değişiklik yapıldı. Bu sizi tatmin etti mi?

Biz TMK'nin tamamen ortadan kaldırılmasını istiyoruz. Özel yetkili mahkemelerin olmamasını istiyoruz. Çocuklar bilinçli olarak bunu yapmıyor. Ortamda çatışma varsa, çocuğun algısı çatışmanın doğru olduğu yönündedir. Slogan atmak, taş atmak, polise, askere tepki göstermek doğrudur, algısı üzerinden hareket ediyor. Bilinçli bir şey değil ki. Ama bunu terör kapsamına alıp, cezalandırmaya gidiyorsunuz. Bu yanlıştan dönmek elbette güzel ama deneme yanılmayla çözüm olmaz. Çözümün, evrensel değerler üzerinden geliştirilmesi lazım. Biz değişikliğe destek sunuyoruz ama daha iyisini istiyoruz.

Ortak deklarasyonunuzda tüm tarafların katıldığı bir müzakere süreci başlatmaktan bahsediyorsunuz. Bunu nasıl yapacaksınız?

Kürt sorununu, 'çözümü ben biliyorum, kimseyi muhatap almam' gibi bir anlayışla çözemezsiniz. Tüm taraflarla görüşmek zorundasınız. İster BDP lilerle ister belediyelerle ister başkalarıyla çözmek zorundasınız. Tabi ki silahlı gücü elinde bulunduran kesim üzerinde etkili olan insanları da sürece katmanız lazım.

Mesela PKK'yi yok ettiniz bu sorun çözülecek mi? Siz insanlar için demokrasi ve insan hakları getirecekseniz, Kürtleri haklarıyla birlikte kabul etmiş olacaksınız, özgür temelde bir birliktelik yaratmış olacaksınız. Örneğin onbin tane gerilla gücü var, diyelim. Bu onbin gerillanın aileleri de var. O aileleri de yok etmeniz lazım. Yani yok ederek bu sorunu çözemezsiniz. Dolayısıyla onları barışa çekmek lazım. Artık bu PKK Lideri Abdullah Öcalan mı olur, başkaları mı olur, onu biz bilemeyiz. Çünkü başka türlü barış ortamını yaratma şansınız yok.

Başbakan 'benim muhatabım halk' dedi. Siz de 649 STK olarak halkı en geniş biçimde temsil ediyorsunuz. Sizinle görüşeceğini düşünüyor musunuz?

Siyaset anlayışı biraz farklı. Daha çok yandaşlarını halk olarak görür. Bizim algımız şudur; vicdanı olan, bu ülkeyi önemseyenler asıl olarak STK'lar, aydınlar, bilim insanlarıdır. Sürecin önünü açacak olanlar bunlardır. Bunları mutlaka muhatap almak lazım. Biz şu anda en azından bir perspektif sunuyoruz. Bizim gücümüz silahlı kesimler üzerinde etkili olan bir güç değil. Ama sivil alan üzerinden barış yolunu açabiliriz.

Bu bağlamda Başbakan'a bir mesajınız var mı?

Sayın Başbakan, Filistin halkı gündeme geldiği zaman, insani duyguları, demokratik anlayışı, evrensel değerleri öne çıkartıyor. Sanki başka bir insanmış gibi algılatıyor. Yine 12 Eylül mağdurları ile ilgili sözlerini dinlerken, başka bir ülkenin insanı olsanız; demokrat, insan haklarına saygılı, mağduriyetleri önemseyen, haksızlıklara karşı bir lider olarak algılıyorsunuz. Ama biz Kürtler olarak böyle algılayamıyoruz. Başka acıları, başka anaları görüyorsunuz, bizim de analarımız var bizim de çocuklarımız var, biraz da bizim acımıza empati yapın. Başbakan Filistin sorununun silahla çözülemediğini söylüyor ama 'burada ben bu işi halen silahla çözerim' diyor. Bu da bizi güvensizliğe itiyor. Biz güvenmek istiyoruz. Ve bu sorununun AKP'siz de, MHP'siz de , CHP'siz de olamayacağını düşünüyoruz.

Çok sayıda çocuk öldürüldü. Kürt halkı 'açılım' sürecine katılmadı. Bu doğrultuda çözüm mekanizmaları oluşturulmadı. Acaba, diyorum Kürtler lanetli bir toplum mu? Dini duyguları olan bir iktidar nasıl oluyor da Kürtlerin ve Kürt çocuklarının ve gençlerin çektiğini görmüyor. Bunu anlayamıyorum, bunu algılamakta zorlanıyorum.

TESEV raporu ile sizin açıklamanızdaki noktalar örtüşüyordu. Bu raporu değerlendirdiniz mi?

Bizim hedefimizde barışa destek sunabilecek herkesle görüşmek var. Nitekim birlikte hareket edeceğiz. Onların kaygılarıyla bizimkiler tamamen örtüşüyor. Bu kaygılar üzerinden doğal müttefik olan herkesle birlikte hareket etmeye çalışacağız.

İnci HEKİMOĞLU / Günlük Gazetesi

 

Yazi Boyutu Duzenle

haagseWebdesign