Anasayfa Haberler DEVLET ONA ÇOK KIZGIN.....DİHA-AMED
DEVLET ONA ÇOK KIZGIN.....DİHA-AMED PDF Yazdır e-Posta
DİHA-AMED tarafından yazıldı.   
Cuma, 23 Temmuz 2010 08:49

Rıdvan Kızgın yıllarca insan hakları mücadelesi verdi. İHD Bingöl Şube Başkanlığı yaptığı dönemde hakkında 107 soruşturma ve 67 dava açıldı. 3 Mart 2008’de cezaevine konuldu. Akciğer kanserine yakalandı.


Cezaevinde bulunan çok sayıda hasta tutuklunun serbest bırakılması için insan hakları savunucuları tarafından yapılan girişimlere olumsuz cevap veren yetkililer, şimdi de hasta kişileri cezaevine gönderme çabasında. Akciğer kanserine yakalanan ve halen hastanede tedavisi devam eden eski İHD Bingöl Şube Başkanı Rıdvan Kızgın, hastalığının çok ileri düzeyde olmasına rağmen, cezaevine konulmak isteniyor. Hakkında açılan bir davadan 5 yıl hapis cezası Yargıtay tarafından onanan Kızgın’ın cezasının ertelenmesini isteyen aile ve insan hakları savunucuları, tüm çabalarına rağmen sonuç alamadı. Kızgın’ın taburcu olur olmaz tutuklanması amacıyla iki polis sürekli hastane kapısında nöbet tutuyor. Hastalığının son safhasında olan ve tümörlerin tüm akciğeri sardığı için cihaza bağlı yaşam mücadelesi veren Kızgın, cezasının ertelenmesi için İstanbul Adli Tıp Kurumu’ndan gelecek kararı bekliyor. Rıdvan Kızgın, uzun yıllar, insan hakları alanında mücadele verdi. Bingöl Şube Başkanlığı yaptığı dönemde birçok olayın üzerine korkusuzca giden ve çok sayıda hak ihlalinin ortaya çıkmasını sağlayan Kızgın, bu süreçte hem devletin açık/gizli güçleri hem de yargının hedefi haline geldi. Nitekim şube başkanlığı yapmaya başladığı 2001 yılından itibaren hakkında tam 107 soruşturma ve 67 dava açıldı. Soruşturma ve davaların dışında birçok kez de ölüm tehditlerine de maruz kaldı. Hakkında açılan davalardan biri 2008 yılında Yargıtay tarafından onanan Kızgın, 3 Mart 2008 tarihinde cezaevine girdi ve bir yıl cezaevinde yattı. 2009 yılının Mart ayında tahliye olan Kızgın, cezaevinde ve çıktıktan sonra çeşitli sağlık problemleri yaşamaya başladı. Önceleri çok önemsenmeyen bu sağlık sorunları yapılan tıbbi tetkikler sonrası acı bir gerçeği de ortaya çıkardı. Önemli hastanelerde yapılan patoloji sonuçlarına göre Kızgın’a “küçük hücreli akciğer kanseri” tanısı kondu. Teşhisin ardından ağır bir tedavi süreci geçiren Kızgın, bir yılı aşkın süredir başta kemoterapi olmak üzere çeşitli tedavi yöntemleriyle kanserden kurtarılmaya çalışıldı. Ancak tüm çabalara rağmen, hastalık ilerleyerek tehlikeli bir boyuta ulaştı.

Polis hastaneyi bastı

Son olarak iki ay önce hastalığı ilerlediği için Özel Veni Vidi Hastanesi’ne yatırılan Kızgın, hakkında açılan bir davadan aldığı cezanın Yargıtay tarafından onandığı haberini aldı. “Örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek” suçlamasıyla yargılandığı Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 5 yıl hapis cezasına çarptırılan Kızgın’ın cezasının Yargıtay tarafından onanmasından sonra Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı polis ekipleri, skandal denilebilecek bir yöntemle tedavi gördüğü hastaneye baskın yaparak, Kızgın’ı tutuklamak istedi. Ailesi ve İHD avukatlarının itirazı ve girişimleri sonucu polisler durdurulurken, Kızgın’ın kanser tedavisinin devam ettiğini belirten doktorlar, bu şartlarda cezaevine konulamayacağına karar verdi.

İlgililerle yapılan görüşmeler

O tarihten itibaren Kızgın ailesi ve İHD Diyarbakır Şubesi, cezanın ertelenmesi veya uygulanmaması için yoğun bir çaba içerisine girdi. İki aylık süreçte İHD ve BDP, genel merkezler düzeyinde hükümetin çeşitli yetkilileri ile görüşürken, yerel düzeyde de çeşitli temaslar gerçekleştirildi. Yapılan görüşmelerde Kızgın gibi uzun yıllar insan hakları alanında çalışma yürütmüş bir şahsiyetin ilerlemiş hastalığına rağmen cezaevine konulmak istenmesinin büyük bir skandal olacağı belirtilirken, hastanın kesinlikle hastane ortamı dışında herhangi bir ortamda bulunmaması gerektiği ve cezaevinde tedavisinin sürmesinin mümkün olmadığı yönünde hastane raporları da ilgililere sunuldu.

‘Sahte rapor’ skandalı

Ancak tüm çabalara rağmen, istenilen sonuç elde edilemedi. Diyarbakır Cumhuriyet Savcılığı, kendisine sunulan tüm doktor raporlarına rağmen olumlu yönde karar vermezken, cezanın ertelenmesinin ancak İstanbul Adli Tıp Kurumu’ndan alınacak raporla mümkün olabileceğini bildirdi. Fakat Kızgın’ın Adli Tıp Kurumu’na götürülmesinin hayati tehlike arz edeceği, halen yatmakta olduğu Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Onkoloji Ana Bilim Dalı uzmanları tarafından rapor edildi. Rapor, savcılık tarafından “raporda Adli Tıp Kurumu’nun adı yok” şeklinde komik bir gerekçeyle kabul edilmeyerek hastaneye geri gönderilirken, bu süreçte yeni bir skandala daha imza atıldı. Kızgın’ı cezaevine koymak için büyük çaba içerisinde olan Diyarbakır polisinin sahte bir rapor düzenleyerek savcılığa sunduğu ileri sürüldü. Sözde raporda, hastanın Adli Tıp Kurumu’na gitmesinde “herhangi bir sakınca” olmadığı yönünde ibareler olduğu görülürken, raporu verdiği ileri sürülen heyetin böyle bir rapor düzenlemediği belirtiliyor.

Polis hastane kapısında bekliyor

Yapılan itiraz sonrası, hastane doktorları tarafından yeni bir rapor tanzim edildi ve savcılığa sunuldu. Raporda, Kızgın’ın İstanbul Adli Tıp Kurumu’na sevkinin “hayati tehlike arz ettiği” belirtiliyor. Diyarbakır Cumhuriyet Savcılığı da kendisine sunulan raporu Adli Tıp Kurumu’na gönderdi. Şimdi İHD’liler ve Kızgın ailesi, hastalığı büyük ölçüde ilerleyen ve tümörlerin tüm akciğeri sardığı için cihaza bağlı olarak yaşam mücadelesi veren Rıdvan Kızgın hakkında İstanbul Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu Başkanlığı tarafından verilecek kararı bekliyor. Ayrıca 2 aya yakındır hastane kapılarında Kızgın’ı tutuklayarak cezaevine koymayı bekleyen polisin hastane kapısındaki bekleyişi de sürüyor.

Av. Çelebi: Bu ülkenin utancı

İHD Diyarbakır Şube Yöneticisi Av. Serdar Çelebi, Kızgın’ın yaşadıklarının bu ülkenin bir utancı olduğunu söyledi. Günlerdir cezanın ertelenmesi için büyük bir çaba içerisinde olduklarını kaydeden Çelebi, “Sayın Kızgın’ın ileri derecede kanser hastası olduğu verilen doktor raporlarıyla da sabittir. Öyle ki, bulunduğu durum itibariyle bırakalım cezaevinde, normal bir hastane veya ev ortamında bile kalmaması gerektiği ve tedavisinin cezaevi ortamında sürdürülemeyeceği açıkça beyan edilmiştir. Tüm bu gerçekliğe rağmen, Rıdvan ağabeyin cezaevine konulmak istenmesi anlaşılır bir durum değildir” diye konuştu.

Ölümden ötesi yok ki

Hastalığının ilerlemesi nedeniyle Kızgın’ın cihaza bağlı yaşatılmaya çalışıldığını vurgulayan Çelebi, şunları söyledi: “İstense dahi şu an hastaneden çıkarılamaz. Çıkarıldığı anda ölümüne neden olunacak. Acaba söylediklerimiz anlaşılmıyor mu? Bu insan cezaevine konulursa bir gün içerisinde ölecek diyoruz. Ölümden de ötesi yok ki. Acaba söylediklerimiz çok mu anlaşılmazdır. Bizi anlamıyorlarsa bile, doktorların verdiği bilimsel raporlar da para etmiyor mu? Şimdi ne yapmamız gerekiyor? Yetkililerin algılayabilmesi için caddelere, sokaklara, meydanlara çıkıp bağıralım mı, isyan mı çıkaralım? Yıllar boyu büyük sıkıntılar çektirdiler, cezaevine koydular, tehdit ettiler. Bari yaşamının sonunda huzur bulmasına izin verilsin. Bu kadarı kendisine çok görülmesin.”

DİHA/AMED

 

Yazi Boyutu Duzenle

haagseWebdesign