|
Türkiyeli aydınlar “Denenmeyen tek yol kaldı: Barış” başlıklı bir metin hazırlayarak imzaya açtı. Kürt sorununun bir an önce çözüme kavuşturulması için tüm kesimleri bir araya gelmeye davet eden aydın ve sanatçılar, “Cehennemden bir önceki duraktayız.
Herkesin bir şeyler yapması lazım” dedi. “Denenmeyen tek yol kaldı: Barış” bildirisini hazırlayan bir grup Türkiyeli aydın, dün Taksim Hill Otel’de gerçekleştirilen basın toplantısıyla bildiriyi imzaya açtı. Toplantıya, bildirinin altında imzası bulunanlardan Prof. Dr. Mehmet Bekaroğlu, TİHV Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, TTB Eski Başkanı Prof Dr. Gencay Gürsoy, Gazeteci-Yazar Aydın Çubukçu, Yazar-Şair Şennur Sezer, Petrol-İş Sendikası Genel Başkanı Mustafa Öztaşkın, TMMOB Başkanı Mehmet Soğancı, Yazar Burhan Sönmez ve Yönetmen Alper Özcan’in yanı sıra çok sayıda kişi ve kurum temsilcisi katıldı.
Barış mümkün
Bildiri, TİHV Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı tarafından okundu. Çeyrek yüzyıldır derin acılara, yokluk ve yoksulluğa neden olan kahredici savaş atmosferinden zarar gören, kaygılanan, yas tutan herkesin artık hak ettikleri barış içinde bir hayatı ve barışın egemen olduğu bir ülkeyi istediğini dile getiren Fincancı, “En zor koşullarda bile özlemlerimize hayat verecek kaynakların henüz elimizin ulaşabildiği bir yerde durduğuna inanıyoruz” dedi. Artık savaşı değil, barışı konuşmak istediklerini söyleyen Fincancı, şiddeti kışkırtan neden ve gerekçeleri ortadan kaldırmak için barışın yalnızca zorunlu değil, aynı zamanda mümkün olduğunu da göstermek gerektiğinin altını çizdi.
Seçilmiş temsilciler bırakılmalı
“Demokratik yollardan seçimle işbaşına gelmiş temsilciler üzerindeki baskılara son verilmeli, tutuklanmış olanlar derhal serbest bırakılmalı, özgürlüklerin önündeki yasal engeller kaldırılmalı, siyasi etkinliğin olağan yollardan yapılabileceği bir ortam yaratılmalı, bir bütün olarak barışçı ve demokratik çözüm için genel af dâhil, yasal zemin hazırlanmalıdır” diyen Fincancı, bütün bunların kolaylıkla ve hızla ulaşılabilinecek bir yerde durduğunu vurguladı. Fincancı, Parlamento, Hükümet ve devletin bütün kurumlarının böyle bir yolun mümkün ve zorunlu olduğuna inanabilmesi için daha fazla maddi ve manevi kayba uğramayı kabul etmeyeceklerini de söyledi. Fincancı, sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Kardeşliği yeniden kurmak, eşit ve özgür vatandaşlar olarak yaraları birlikte sarmak için boşa geçirtecek zamanımız kalmamıştır. Türk ve Kürt halklarının yarınları birlikte sevindirmek için, sorunu köklü olarak çözebilecek güçleri seferber etmeliyiz. İki halkın el ele vererek demokratik ve özgür bir atmosferi birlikte solumasının tek ve vazgeçilmez yolu, birlikte özgürleşmektir.”
Son durağa yaklaşıyoruz
Fincancı’nın bildiriyi okumasının ardından toplantıya katılan diğer imzacılarda kısa konuşmalar yaptı. İlk sözü alan TTB Eski Başkanı Prof. Dr. Gençay Gürsoy, siyasi iktidar, muhalefet, iktidar ölü gözlerle ölümleri izlerken Türkiye’de barıştan, demokrasiden yana geniş bir kamuoyu hareket halinde olduğuna dikkat çekti. Tüm kesimlerin içerisinde olduğu bir ortaklıkla halkı mobilize edecek, siyasi aktörleri barış için adım atmaya zorlayacak bir güce kavuşulması gerektiğinin belirten Gürsoy, “Cehennemden önceki son durağa doğru yaklaşıyoruz, yarın bölgelerden etnik kimliğe göre göçler başlayacak. Ege bölgesinde yazlıklarından taşınmak zorunda kalan Kürt meslektaşlarımı tanıyorum. Bunlar vahim şeyler ama bakıyorsunuz siyasi iktidar profesyonel ordudan bahsediyor, muhalefet et-balık kurumunu devreye sokarak bu meseleyi çözme gayreti içerisinde. Artık bıçak kemiğe dayanmış durumda. Herkesin bütün işleri bırakıp, bunun için bir şeyler yapması lazım” dedi.
Siyaset çözüm için yol almıyor
Cehennemden önceki son durağa doğru gidilmesinden dolayı korktuğunu ifade eden Mehmet Bekaroğlu da bir birey olarak çok fazla bir şey istememekle birlikte dede ve basınında büyüdüğü bu topraklarda çocukları için endişe ettiğini ifade etti. Bugüne kadar en kolay yol olan barıştan başka tüm zor yollar denendiğine işaret eden Bekaroğlu, “Türkiye’de siyaset sorun çözmek için yol almıyor, mevcut olan sorunları kaşıyarak siyasi rant elde etmeye çalışıyor” diye konuştu.
İnsanların bölünmemesi önemli
Yansıttıklarının bir feryat olduğunu dile getiren Gazeteci- Yazar Aydın Çubukçu ise bugünden itibaren ülke bölünmesin diye değil, psikolojik, siyasal ve kültürel olarak zaten bölünmeyi yaşamış bir ülkenin birleştirilebilmesi için çalışmak gerektiğini önemle vurguladı. Çubukçu, “Kardeşliği ve dostluğu yeniden kurmak gibi bir görev var önümüzde. Çok ağır yaralı bir ülkede yaşıyoruz. İnsanlar, halklar birbirlerine düşmanlaştığı zaman bir ülkenin siyasi sınırlarını koruyor olmak hiçbir şey ifade etmez. Haritaya bakmıyoruz, harita bölündü mü, bölünmedi mi diye bakmanın bir anlamı yok. İnsanlar, aileler, mahalleler bölünürse eğer siyasi sınırların bölünmemiş olması hiçbir şey ifade etmez” diye konuştu.
DİHA/İSTANBUL
|