|
‘’Varvara, Kirmanckî’de ‘vore vora’, ‘kar yağdı’ anlamına geliyor. Zamanla Varvara şeklinde dönüşmüş. Bence Türkçe anlamı da var. Savaşı kazandıkları için ‘varız’ diyorlar.’’
Dersim’in Varvara ve Simsime oyunları deyince Mehmet Yıldız akla gelir. Boyundan dolayı halkın deyişiyle Uzun Mehmet... O, tek başına bir grup aslında. Maddi zorluklardan dolayı uzak yerlere tek başına gidiyor, orada kurduğu gruba oyunları öğretiyor ve sergiliyor. Oyunda giyilen beyaz giysileri de, eşi dikiyor. Uzun Mehmet, geçtiğimiz ay Rüsselsheim’da gerçekleştirilen Dersim Festivali’ndeydi. Festivalden bir gece önce kurduğu grubu ellerinde sopalarla sahneye çıktığında, tüm gözler Onun üzerindeydi. Varvara ile başladığı oyunu Simsime’ye ardından da halaya çevirirken, performansıyla ilginin odağı oldu. Uzun Mehmet, bu oyunlarla, folklor dalında Türkiye’de dereceler almış. Ancak destek bulamadığından şikayetçi. Uzun Mehmet, kültürel zenginlikleri olan bu oyunların kaybolmaması için kentin ileri gelenlerinden, yerel kurumlardan destek bekliyor. Uzun Mehmet bizimle Varvara ve Simsime oyunlarının hikayelerini paylaştı.
Mehmet Amca Varvara’nın hikayesini bize anlatır mısın?
1914’de Ruslar; Kars, Iğdır, Erzurum ve Pülümür Acıelma’ya kadar gelirken, büyük dedemiz Sileman halkı toplayıp, Ruslara karşı direnişe geçmiş. O zamanlar 4 metre kar yağarmış -şimdi barajlardan dolayı kar da yağmıyor-. İşte karda beyaz giydikleri için, Rusları şaşırtarak, bozguna uğratıyorlar. Zaferin ardından da köylüler oyunlar oynayarak, kutlama yaparlar. Varvara, bu savaşı temsil ediyor, böyle ortaya çıkıyor. Sonrasında da düğünlerde, seyranlarda, aşiretler arasında oynana gelmiş. Bu yüzden Varvara Silemano da denir.
Varvara, kelime olarak ne anlama geliyor?
Varvara, Kirmanckî’de ‘vore vora’, ‘kar yağdı’ anlamına geliyor. Bu kelime zamanla Varvara şeklinde dönüşmüş. Bence Türkçe anlamı da var. Savaşı kazandıkları için ‘varız’ diyorlar. Oradan da geliyor.
Kardan dolayı beyaz giysiler giyiliyor. Peki ya çubuklar..?
Rusları bozguna uğratırken üzerlerinde böyle beyaz giysiler varmış. Eskiden biz de ‘prentomon’ anlamına gelen bu giysiler giyilirmiş. Bu yüzden de beyaz elbise giyiliyor oyunda. Çubuklar da şunu simgeler; bizim çubuğumuz zalimlere karşı evin önünde bekçi gibi bekliyor ölümüne kadar. Kendimizi koruruz. Böyle derler.
Simsime’nin hikayesi ne Mehmet Amca?
O da kahramanlığı simgeliyor. Bu oyun herkesin karı değil. Oyuna girdiği zaman yumruk yiyor, bunu göze alması lazım. Yumruk oyunudur esasında.
Bu oyunu sadece erkekler mi oynuyor?
Yok, biz de kadın-erkek farketmez. Bizim oralarda kadın-erkek arasında ayrım yoktur. Biz kadına çok kıymet veririz. İkisi de eşittirler. Oyunları kadınlar da oynar.
Niye bu oyunlar dövüşmek üzerine kurulu?
Dersim halkı, yiğit bir halktır. Oyunlar, geçmişteki direnişleri anlatıyor. Çünkü tarihte, çok saldırı ile karşılaşmıştır kentimiz. Onun için kahramanlık oyunları oynar.
Bu halk oyunlarını ne zaman öğrendiniz?
Çocukluğumdan beri oynuyorum. Dediğim gibi düğünlerde, şenliklerde oynandığı için ben de oralarda öğrendim. Daha sonra da kendi kültürümü yaşatmak için oynamayı sürdürdüm.
Dersim Festivali’nde oynayacak grubu bir gece önce kurdun, nasıl oyunu hemen öğreniyorlar mı?
Tabii, ben iki saat içinde bile öğretiyorum. Mesela düğünlere gidiyoruz, yarım saat içinde çalıştırıyorum, sonra oynamaya çıkıyoruz. Pratik olan kişiler derhal öğreniyor. Gittiğim her yerde bir grup kuruyorum.
Sürekli bir grubunuz var mı peki?
Benim, Dersim’de bin kişilik grubum var. Bir etkinlik olduğunda toplanıyoruz, grubu kuruyoruz. Ancak uzak yerlere götüremiyorum. Çünkü grup, 15-30 kişi arasında değişebilir. Yoksa maddi açıdan çok masraflı oluyor.
Bir kültür derneği vb. kurumlar altında örgütlenmeyi düşünmediniz mi?
Tabii isterim. Biz yurtiçi ve yurtdışında birçok festivale, kültürel etkinliğe gidiyoruz. Dereceler de aldık. Ama geliştirmek için hem zaman hem insan hem de maddi destek gerekiyor. Bu konuda katkı olması lazım. Yirmi kişi geliyor. Bunların yol parası var, traş parası var, birçok masrafı var. Elbise çok pahalıya mal oluyor. Elbiseleri de eşim dikiyor. Yaşlıyız, yaz aylarında saatlerce yol gidiyoruz, zorlanıyoruz.
Kimden, nasıl bir katkı bekliyorsun?
Kendi yağımızla kavruluyoruz şimdilik. Oysa kültür belediyenin işidir. Ama kültürel örgütlenmeler pek yapılmıyor. Belediye bünyesinde bir dernek kurulabilir. Bize para versinler demiyoruz. Oyunumuzla 26 devlet içinde birinci oluyoruz. Belediyenin katkısı olsa daha fazla geliştirebiliriz. Bir elin nesi var iki elin sesi var yani. Bana kanat yapıştırsalar uçmaya kalkarım. Ama benden kanat koparırlarsa batarım.
Belediyeden hiç yardım istediniz mi?
Zaten eski belediyeler içeri sokmuyordu. Valla şimdi de çok gittik, bir şey yok. Ancak ufak katkılar yapsalar bile, çok iyi olur. Belediye el atarsa, daha güzel şeyler ortaya çıkar. Bir çiçekle de yaz gelmez.
Gençlerin ilgisi nasıl?
Tabii tabii gençlerin ilgisi var. Gençler de, yaşlılar da oynuyor. Kentimizin birçok oyunu var. Ben üniversite, lise ve ortaokullarda folklor kursları da veriyorum.
Düzenli kurslar mı...
Yok, kara düzen gidiyor bizim işler. Bu şekilde kültürümüzü sürdürmeye çalışıyorum. Oysa bu oyun Dersim’in simgesi.
Bu kültür, gelecek kuşaklara nasıl aktarılacak? Bir de çocuklarınıza da öğretiyor musun?
Çocuklarım öğreniyor, benimle etkinliklere katılıyorlar. Yani kimse babasının yerini tutamaz. Her şeyi zaman gösterir. Şimdi ne ararsan kendinde ara. Sen kendi kültürünle, dilinle kendini tanıtırsan allah sana yardımcı olur. Sıcaklık önemli. Bana bir koç kes, güleryüzlü olma bakmam. Ama bir kuru ekmek getir. O kuru ekmeği kıtır kıtır yerim, altta ayaklarım oynar. İlgileri olan gençler, ilgi görmüyorlar. İlgi olmayınca da gelişme olmaz. Sahip çıkmak lazım. Bunun için de örgütlenme gerekiyor. Biz Dersim kültürünü yaşatmak için uğraşıyoruz.
DENİZ BİLGİN
|