|
İnsanlık, 1993’te Sivas semalarında dumanlara karışan insan uğultularını asla unutmayacaktır. Alevlerin ortasında yükselen insan çığlıklarının sesleri, halen Sivas semalarında yankılanıyor.
Bu işlenen vahşet karsısında, devlet bütün sorumluklardan kaçmıştır. Sivas Madımak’ta Kızılbaş Aleviliği bir kuşağa taşırmakta olan bir kültürel miras hunharca katledilmiştir. Orada bir Alevi tarihi, sanatı ve edebiyatı, devletin denetiminde canlı olarak yakılmıştır. Bütün Alevi camiası bu vahşeti asla unutmamalıdır. Madımakta Muhlis Akarsu ve Hasret Gültekin ile arkadaşları sadece sazlar çalıp deyişler söylemiş ve semah dönmüşlerdir. Bunu devlet neden içine sindirememiştir.
Çocuklar barışa semah dönmüşlerdi. Ve orada cayır cayır yandılar devletin gözü önünde. Zalimlerin eseri bu vahşet asla unutulmayacaktır. Birbirlerinin acılarını izleyerek ve acının en büyüğünü yüreklerinden hissederek ölümü kucakladılar; Hasret Gültekin, pirimiz Muhlis Akarsu ve 35 can yürek. Küçük semazenler Semah dönmüşlerdi, Munzurlardan Sivas semalarına, Arguvan’dan Nurhaklara, Zagroslardan, Elburuz dağlarına ülkemizin bütün güzellikleri ve bilgeleri için. Bin yılların zalim fermanı hüküm sürmüştü ve sesleri Pir Sultan’ın direnişine katılmıştı Madımak’ta.
İnsanlık bu yüce değerleri hiç bir zaman unutmayacaktır. Devlet bu olayı ne kadar çarpıtıp unutturmaya çalışırsa çalışsın, bu halkın yükselen özgürlük mücadelesi karşısında asla hesap vermekten kaçamayacaktır. Hunharca katledilen Madımak şehitlerimiz, özgürlük mücadelesi veren güçlere mal olmuş bir sorundur. Devletin fideliğinde beslenmiş, ırkçı, gerici, şeriatçı faşistlerin, Sivas’ taki Pir Sultan Abdal etkinliklerinde gerçekleştirdikleri bu saldırı çok önceden planlı, örgütlü bir hazırlık sonrası gerçekleştirilmiştir.
„Irkçı-şeriatçı örgütler, Malatya, Maraş, Elazığ, Çorum, Tokat, Kayseri gibi çevre illerdeki örgütlü militanlarını Sivas’a taşımışlar ve militanlar, Belediye’nin ve dini vakıfların yurtlarında konuk edilmişlerdir. Bu hazırlıklara ek olarak Sivas halkının dini duygularını tahrik amacıyla bildiri dağıtılmış ve çeşitli resmi yerlerde dar kadrolu toplantılar yapılmıştır.
Saldırganların amacını sezinleyen Sivas Valisi Ahmet Karabilgin de saat 14.30’da Başbakanı ve İçişleri Bakanı’nı telefonla arayarak bilgi vermiştir. Saldırının giderek bir katliama dönüşeceğini gören Sivas Valisi, çok tedirgin olur. Saat 14.40’da yeniden İçişleri Bakanı’nı ve müsteşarını arar, saldırının artık bir katliama dönüşmekte olduğunu bildirir. Vali yine de rahatlamaz. Saat 18.45’te Başbakanı ve İçişleri Bakanı’nı tekrar arar ve mutlaka yardım edilmesi gerektiğini bildirir. Çevre illerden de yardım istenmektedir.
Olay yerine gelen askerler saldırganların arkasında bir yerde nöbet tutarcasına bekletilir. Bir ara Tugay Komutanı da olay yerine gelir ve sağa sola bir göz attıktan sonra ayrılır. Yangın, oteli tamamen sarar. 8 saattir kurtarılmayı bekleyenlerin umudu artık tükenmeye başlamıştır. Dışarıda gözlerini kan bürümüş katiller, otelden gelen yanmış insan eti kokusunu ciğerlerine çekerken, Ankara’daki bakanlar ve yetkililer de kokteyllerde kadeh kaldırmaktaydı. Başbakan Tansu Çiller ise, “Çok şükür, otel dışındaki halkımız bir zarar görmemiştir“ açıklamasında bulunur.
Sivas’ın Madımak Oteli’nde 35 can yakılarak katledilmiş, 51 kişi de kendi olanaklarıyla ağır yaralarla kurtulabilmişlerdir. Katliamın üzerinden 17 yıl geçmiş, devletin bu olayı açığa çıkartıp hesap vermesi gerekirken, hiç bir şey yapılmamış ve ne yazık ki Madımak da hala müze olarak yapılandırılmamıştır. Tarihte hiç bir devlet, bir halkın değerleriyle bu kadar oynamamıştır.
Devlet bir an önce Alevilerden özür dilemelidir. Madımak bütün Alevilerin kutsal şehitlik müzesi haline girilmelidir. Kürt sorunun çözülemediği bir Türkiye’de, Alevilerin ve diğer kimlik ve kültürlerin sorunları da çözülemeyeceğini tarih göstermiştir. Bu nedenle sadece Kürt Aleviler değil, Kürt olmayan Aleviler de Kürt halkının özgürlük ve demokrasi mücadelesine herkesten daha çok sahiplenmelidir. Kürtlerin beklentisi budur.
Demokratik olmayan bir ülkede, Türküyle, Kürdüyle bütün Aleviler zarar görmüştür. Dersim’de, Maraş’ta Çorum’da, Sivas’ta, Malatya’da, Tokat’ta katledilen binlerce Alevi, hem Kürt hem de sadece Alevi oldukları için iki defa katledilmişlerdir. Hiçbir Alevi bunu kabul etmemelidir. Alevilik kendisiyle sınırlı, dar kaldıkça kendi komünal, demokratik değerlerinden uzaklaşır. Alevilerin kendi direnişçi geleneğine sahip çıkmasıyla Madımak büyük bir anlam kazanacaktır.
Dolayısıyla Sivas Madımak katliamı öyle sıradan bir katliam değildir. Bizzat devlet, Sivas’ta binlerce yıllık bir insanlık kültürünü katletmiştir. Maalesef hesap vermesi gereken suçlular halen görevleri başında halkımızın acılarıyla ve onuruyla oynamaya ve cinayetler islemeye devam ediyorlar. Sivas, Madımak şehitleri, tarihin en mazlum şehitleri olarak, Kürdistan Özgürlük Mücadelesi’nde sonsuza dek yasayacak! Sivas Madımak şehitleri, bütün Kürt halkının değerleri olarak tarihe geçmişlerdir...
*Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA)
|